-  Kurumsal  -  Reklam  -  İletişim 27 Ocak 2022 Perşembe
       Siyaset  -   İlçeler  -   Eğitim  -   Güncel  -   Magazin  -   Spor  -   Sağlık  -   Diğer  -   Kültür Sanat  -  
 
      
 
Başlıksız Belge
  Dede Dünden Biraz Anlatsana (1) 24.11.2021
Süleyman Çelebi  /  Çeşni
 Yazarın Diğer Yazıları
 RIZIK KORKUSU
 KARMAŞIK DÜNYA GÜNDEMLERİNDE YERİMİZ.
 KARMAŞIK DÜNYA GÜNDEMLERİNDE YERİMİZ.
 ERİYEN TOPLUMUMUZUN FİŞİNİ TAKMAK ZORUNDAYIZ
 DÜNYA BİR YIL DAHA YAŞLANDI:
 Beyhude Enerji İsrafı
 Dede Dünden Biraz Anlatsana (3)
 Dede Dünden Biraz Anlatsana (2)
 Dede Dünden Biraz Anlatsana (1)
 Güzelliğini Beğenmeyene Güzelleşme Seansları
 Lades, 1 Nisan ve Vahşi Avrupa
  Gezi Anıları
 Diyelim Ki Öldük
 Dilin Afetleri
 Camiler ve Din Görevlileri Haftası
 Devlet Her Şeyimi Karşılasın
 İnsan Bu; Su Misali
 Namaz Kılanı Nasıl Tanırız?
 Bitmeyen Sığınmacılar Tartışması
 Gençlerimize Vermediklerimiz
 Afganistan’ın Ağıtları Bitmiyor
 Her Şeye Karşı Vefa Borcu
 Yabancı Düşmanlığı, Muhtaçlara İmdat Olmak
 Bunca Hain Nerden Çıkıyor?
 Dünyanın Kenesi Olanlar
 Bayram ve Sıla-i Rahim
 Hatıralar Ne Kadar Önemli?
 Sebiller ve Su Kuyusu
 Çevremize Duyarlılık
 Müslümanlık ve Dürüstlük
 Akıl ve Akl-ı Selim Farkı
 Seyahat ve Medenilik
 Sahi Zekamızı İsraf Etmesek
 Zamanın Önemi
 İsrail Akıttığın Kanda Boğulasın
 Ramazan’ın Can Damarı
 İnfak Ayı Ramazan
 İnanç ve İmanın Önemi
 Ramazan Ayı
 Yandık Ya Allah
 Zayıflayan Değerlerimizden Cömertlik
 Her Şeye Karşı Vefa Borcu
 İkna Edilmiş Irgatlar
 MİLLET DARBEYLE SAVAŞI ÖĞRENDİ
 Doyumsuzlaşan insanlık
 Suriye anıları
 Mahrumiyetini çektiğimiz dostluk
 Hayat bir aksi sedadır
 Emekli oldun, artık öl...
 24 saatte kaç şükür gerek?
 Teknoloji tüm mahremiyetleri deşifre etti
 2021’den beklentilerimiz
 İman ve ikna
 Allah’ın rızası
 Yok olmamak için direniyoruz
 İnsansız dünya ve Kapitalizm
 Huzur vadeden ideolojileri çökerttik
 Öğretmenler sistemi kilitledi
 Akıl tutulması mı, akıl kilitlenmesi mi?
 Camilerden mahrumiyeti hissetmek
 Allah’ı dost edinmek
 Merhamet teşkilatı ve hayri STK’lar
 İmam Hatipler niçin var?
 Acaba dinimiz mi bizi mağdur ediyor?
 Katledilen Camilerimiz
 Covid-19’un bize verdiği ağır cezalar
 Sorumluluklarımız ve oturulan koltuklar
 Ben öğretmen olsaydım
 Kritik sorular!
 Balkan gezisinden değerlendirmeler
 Balkan gezisinden değerlendirmeler
 Bir güzel yorulan kuşak
 Yoklukla ve varlıkla sınavımız
 Dumura uğrayan değerlerimiz ve Kurban
 Doğada, doğal yaşamak
 Ve Ayasofya’yı açtık
 Vefa ve nankörlük
 Ahlakı olmayanın dini olur mu?
 Necip Fazıl’dan nasihatler
 Ayasofya ve cuma namazları
 Dünyayı akıllı hale getiren insan!
 Makam ve Mevkilere sığınmak
 Unutursan hatırlatırlar
  Elini taşın altına sokmak
 Dürüstlük kimden başlamalı?
 Ahlaksızlıklar ahlak yerine geçince
 Bir nefese bin şükür
 Hayatı anlamak
 Beterin beteri var
 Allah ıslah etsin hastaları
 Ya Rabbi Şükür
 Dünyanın tek gündemi Koronavirüs
 COVİD -19 / CORONAVİRÜS
 Ey Ahali Diye Bağırası Geliyor İnsanın
 OSMANLI TOKATI ve TÜRKLER
 MANEVİYAT TRENDİMİZ VE ÜÇ AYLAR
 YOĞUNLUKTAN BİRŞEY GÖREMİYORUZ
 30 AK PARTİLİYLE HASBİHAL
 HOYRATÇA KENDİMİZİ TÜKETİYORUZ
 DOLMUŞA BİNMEK
 İNANÇSIZLIK TAKINTISI
 26 İLME YÖNELME
 26.Bizde Arap Kaymakam, Libya’da Türk Başbakan; Sadullah Koloğlu
 24. YENİ YILIMIZ KUTLU OLSUN MU?
  ALLAH İÇİN YAPTIKLARIMIZA BİR BAKALIM
 ÜMİTLER BİTTİ Mİ YANİ?
 ERİTTİĞİMİZ DEĞERLERİMİZ
 20. İKNA ET, YÖNET, KULLAN
 SAÇMALIKLARLA MUTLU OLMAK
 MİLLİ AĞAÇLANDIRMA GÜNÜ
  DÜNYAYA GÜNDEM OLAN MİLLETİMİZ
 Makineleşen insan, robotik toplum
 BİNLERCE MAZERETİ KENARA KOYUP, YA ALLAH DEMEK
 ATEŞ BÖLGESİNDEYİZ
 DİN GÖREVLİLERİ VE CAMİLER HAFTASI
  OKULLARIMIZDA İMAM HATİP FARKI
 SUDAN PARA ALINIR MI?
 MERKEZ CAMİSİNDE İLGİNÇ BİR HATIRA
  UNUTKANLIK VE 17 AĞUSTOS
 TOPLUMUN DİNAMİKLERİ
 İNİSİYATİF ALABİLEN BÜROKRAT
 LİYAKAT VE KALİTE
 ÖNCE KENDİNDİMİZE BAKSAK
 NASIL ANLATSAM, KIVRANIYORUM
 TEKNOLOJİ VE DİRİLİŞ İMAM HATİP LİSESİ
 BİSMİLLAH İLE
 

Eskiden evlerimizde aile ve komşu oturmaları olurdu. Bu oturmalarda hayat anıları konulu, tarihsel sohbetler olurdu. Büyükler konuşur küçükler de hararetle dinlerdi. Şimdi bu sohbetler tamamen terkedildi. Oturmalar da iyice bitme aşamasına geldi. Ama bugün bir genç gelip dedesine, “Dede senin yaşadığın dönemi kısaca bize anlatır mısın?” dese acaba neler anlatırdı. Sanıyorum doğumundan başlar şöyle devam ederdi.

Ah torunum hiç sorma, ben 1955 yılında dünyaya geldim. O zaman hastane ve sağlık ocakları çok az vardı. Annem beni köyde Zeliha nene denilen bir yaşlı kadının yardımıyla doğurdu. Saracak bez bile bulamamıştı. O zaman hazır bez yoktu, kumaş bezler vardı, her kirlendiğinde yıkanıp kurutulur ve öyle tekrar kullanılırdı. Annem iki gün yattı, sonra yavaştan ev işlerini yapmaya başladı. Çünkü o zaman makine, araç, teknoloji yoktu. Her işi bedenle yapardık. Ormandan kuru ağaçları keser veya ormaniyenin verdiği ağaçları keserdik. Sırtımızda günlerce eve odun taşırdık. Zenginlerin eşek veya katırları vardı. Onlar daha erken bitirirdi. Odun olmazsa kışın ısınamaz, evde yemek pişiremez, banyo suyumuzu ısıtamazdık.

Bizim çocukluğumuzda hazır oyuncak yoktu, olsa da alacak paramız yoktu. Çamur yoğurur onlardan oyuncak yapardık. Arkadaşlarımızla çelik çomak, mangala, saklambaç gibi oyunlar oynardık. Ağaçlardan bıçakla oyuncak yontardık. Bezlerden bebekler yapardı kızlarımız.

Okula yürüyerek giderdik. Araba yolu da servis arabaları da yoktu. Soğuk, yağmur demeden kışın bile yarı bele kadar karda yırtık lastik ayakkabılarla üşüyerek en az yarım saat, bir saat yürüyüp okula giderdik. Ellerimiz çok üşürdü, ilk derslerde öğretmenin yazdırdıklarını yazamazdık. Ayaklarımız kar sularından donardı. Mont, gocuk gibi giysilerimiz olmazdı. Nasıl ölmezdik bilmiyorum.

Okul defterlerimizi siler, yeniden yazardık. Defter alacak para bulamazdık. Silgilerimizi eskimiş ayak lastiklerinin topuklarını kesip, ondan yapardık. Kitap çantamız olmazdı. Kucağımızda, yağmurda ceketimizin altında kitapları taşırdık.  Öğretmenler çok döverdi, onları yolda görsek saklanır, onlardan kaçardık.

Karne tatillerinde camiye Kuran okumaya giderdik. Orada da çok disiplin olurdu. Bazen camilerde mevlit olurdu. Fişek denilen kâğıtlara birkaç akide şekeri koyarlardı, onları aldığımızda çok mutlu olurduk. Hatta bazen şerbet ve gül suyu dağıtırlardı, onların tadını hala unutmuyorum. Camide duaları koro olarak okurduk. Çok kalabalık ve yaramaz olduğumuzdan hocamız bizi zapt edemezdi, bazen de uzun bir sırık sopası olurdu, uzaktan yaramazlık yapanın kafasına indirirdi. Korkardık ama ne öğrendiysek de o zaman öğrendik. Teneffüslerde cami bahçesinde okuldaki gibi oyunlar oynardık. Babalarımız sık sık okula ve camiye gelip öğretmen ve hocalarımıza sıkı tembih verirlerdi. Her şeye rağmen çok zevkliydi. (Devamı gelecek hafta inşallah)

      Köşe Yazarları

Ayhan Polat
Kalemin Gölgesi

Büyük bir değerimiz, ‘Hikmet Yavuz’u kaybettik
İdris Durmuş


Gençlerle yenilikçi projeler
Süleyman Çelebi
Çeşni

RIZIK KORKUSU

Copyright © 1995 - 2022
       Siyaset  -   İlçeler  -   Eğitim  -   Güncel  -   Magazin  -   Spor  -   Sağlık  -   Diğer  -   Kültür Sanat  -  

Yalova Haber  -  Çiftlikköy Haber  -  Çınarcık Haber
 
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve içeriğin hakları www.ciftlikkoy.com.tr'a aittir. Haber, yazı ve fotoğraflar hiç bir şekilde kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz. Kullanılması halinde yasal işlem başlatılır!