-  Kurumsal  -  Reklam  -  İletişim 02 Mart 2021 Salı
       Siyaset  -   İlçeler  -   Eğitim  -   Güncel  -   Magazin  -   Spor  -   Sağlık  -   Diğer  -   Kültür Sanat  -  
 
      
 
Başlıksız Belge
  Suriye anıları 17.02.2021
Süleyman Çelebi  /  Çeşni
 Yazarın Diğer Yazıları
 Doyumsuzlaşan insanlık
 Suriye anıları
 Mahrumiyetini çektiğimiz dostluk
 Hayat bir aksi sedadır
 Emekli oldun, artık öl...
 24 saatte kaç şükür gerek?
 Teknoloji tüm mahremiyetleri deşifre etti
 2021’den beklentilerimiz
 İman ve ikna
 Allah’ın rızası
 Yok olmamak için direniyoruz
 İnsansız dünya ve Kapitalizm
 Huzur vadeden ideolojileri çökerttik
 Öğretmenler sistemi kilitledi
 Akıl tutulması mı, akıl kilitlenmesi mi?
 Camilerden mahrumiyeti hissetmek
 Allah’ı dost edinmek
 Merhamet teşkilatı ve hayri STK’lar
 İmam Hatipler niçin var?
 Acaba dinimiz mi bizi mağdur ediyor?
 Katledilen Camilerimiz
 Covid-19’un bize verdiği ağır cezalar
 Sorumluluklarımız ve oturulan koltuklar
 Ben öğretmen olsaydım
 Kritik sorular!
 Balkan gezisinden değerlendirmeler
 Balkan gezisinden değerlendirmeler
 Bir güzel yorulan kuşak
 Yoklukla ve varlıkla sınavımız
 Dumura uğrayan değerlerimiz ve Kurban
 Doğada, doğal yaşamak
 Ve Ayasofya’yı açtık
 Vefa ve nankörlük
 Ahlakı olmayanın dini olur mu?
 Necip Fazıl’dan nasihatler
 Ayasofya ve cuma namazları
 Dünyayı akıllı hale getiren insan!
 Makam ve Mevkilere sığınmak
 Unutursan hatırlatırlar
  Elini taşın altına sokmak
 Dürüstlük kimden başlamalı?
 Ahlaksızlıklar ahlak yerine geçince
 Bir nefese bin şükür
 Hayatı anlamak
 Beterin beteri var
 Allah ıslah etsin hastaları
 Ya Rabbi Şükür
 Dünyanın tek gündemi Koronavirüs
 COVİD -19 / CORONAVİRÜS
 Ey Ahali Diye Bağırası Geliyor İnsanın
 OSMANLI TOKATI ve TÜRKLER
 MANEVİYAT TRENDİMİZ VE ÜÇ AYLAR
 YOĞUNLUKTAN BİRŞEY GÖREMİYORUZ
 30 AK PARTİLİYLE HASBİHAL
 HOYRATÇA KENDİMİZİ TÜKETİYORUZ
 DOLMUŞA BİNMEK
 İNANÇSIZLIK TAKINTISI
 26 İLME YÖNELME
 26.Bizde Arap Kaymakam, Libya’da Türk Başbakan; Sadullah Koloğlu
 24. YENİ YILIMIZ KUTLU OLSUN MU?
  ALLAH İÇİN YAPTIKLARIMIZA BİR BAKALIM
 ÜMİTLER BİTTİ Mİ YANİ?
 ERİTTİĞİMİZ DEĞERLERİMİZ
 20. İKNA ET, YÖNET, KULLAN
 SAÇMALIKLARLA MUTLU OLMAK
 MİLLİ AĞAÇLANDIRMA GÜNÜ
  DÜNYAYA GÜNDEM OLAN MİLLETİMİZ
 Makineleşen insan, robotik toplum
 BİNLERCE MAZERETİ KENARA KOYUP, YA ALLAH DEMEK
 ATEŞ BÖLGESİNDEYİZ
 DİN GÖREVLİLERİ VE CAMİLER HAFTASI
  OKULLARIMIZDA İMAM HATİP FARKI
 SUDAN PARA ALINIR MI?
 MERKEZ CAMİSİNDE İLGİNÇ BİR HATIRA
  UNUTKANLIK VE 17 AĞUSTOS
 TOPLUMUN DİNAMİKLERİ
 İNİSİYATİF ALABİLEN BÜROKRAT
 LİYAKAT VE KALİTE
 ÖNCE KENDİNDİMİZE BAKSAK
 NASIL ANLATSAM, KIVRANIYORUM
 TEKNOLOJİ VE DİRİLİŞ İMAM HATİP LİSESİ
 BİSMİLLAH İLE
 

Suriye’de yıllardır devam eden insanlık dramını bu güne kadar medyadan takip ediyordum. Merhamet Teşkilatı İnsani Yardım Derneği Yalova Temsilcisi olarak ben de Genel Merkez Yöneticilerimizle Suriye’deki acıları canlı görme fırsatı buldum.

Bu gördüğüm anıları kalıcı hale getirme adına bu günkü konumu özetle buna hasretmek istedim. 

Kilis İl Temsilcimiz Yahya Öztürk gerekli izinleri aldıktan sonra, 11 Şubat 2021 günü Kilis Öncüpınar Gümrük Kapısından sabah erkenden içeri girdik. 

Girer girmez gördüğümüz manzara içler acısı. Sınır duvarından itibaren binlerce çadırlar ve çadır kentlerin içine düştük birden. Düzenli çadır kentlerde yaşayanlar daha şanslıydı. Çünkü yağmura karşı daha düzenli, altyapısı iyi olmasa da var. Kimi konteynerde, kimi çadırlarda oturmaktaydı. Düzensiz çadırlar ise tarlaların içine rastgele dizilmiş çadırlar. Her şeyi derme çatma, dağınık ve ekleme saplama şekilde tanzim edilmiş.

Kendi kendime düşündüm, bu çadırlardan birinde ben de ikamet ediyor olabilirdim. Belki farkımız benim Yalova’da yaşamam, bunların ise Azez’de yaşamasıydı. Bu insanların barınacağı bir çadırları var. Kapısı bezden yapılmış. Soğuktan korunmak için bulabilirse, birkaç battaniye içine girme dışında bir tedbirleri yok. Mutfakları üç- dört çadırın ortasına saç ayak üzerinde kaynatılan tencere. Ateş yakılmışken, soğumadan aileler peş peşe yemeklerini pişiriyor çalı çırpıyla. Soba, tüp, düzenli mutfak bunlar geçmişlerinde kaldı.

Çocukların tek meşguliyeti ve oyuncağı toprak. Koşmayla kurulmuş oyunlar. Sınırın diğer tarafında görünen Kilis ilimizi uzaktan izlemek ve oradaki mutlu hayata bir gün kavuşup kavuşmayacağını düşünen çocuklar.

Merhamet Teşkilatımız, Ülkemizin medarı iftihar kurumlarından olan AFAD’ı ziyaret ederek bilgi aldı. Oradaki çalışmaları ve ahvali dinledik AFAD dan. AFAD burada hem koordine, hem de yardım çalışmalarını yürütüyor. Türkiye’nin gücünü, merhametini, büyüklüğünü orada bir kere daha gördük. Sığınmacılar Milletimize adeta aşıklar. Devletimizin ağırlığı Kızılay’ı, insani yardım dernekleri ve devlet imkanlarıyla orada. Suriye parasından çok TL kullanılıyor, fiyatlar TL üzerinden telaffuz ediliyor. Yoksa oradaki insanların akıbeti harap. Yiyecek, giyecek, barınak, güvenlik… hiçbir şey kalmaz ortalıkta Türkiye olmasa.

Biz düzensiz çadır bölgelerinde yardım dağıtmak istediğimizi söyledik. Ve bizi o bölgeye planladı ve yönlendirdi AFAD. Çadır bölgesine Türkiye’den ÖSO’ya destek için gidip, hala orada kalan Halit kardeşimizle gittik. Bize durumları kısaca özetledi, sorularımızı cevapladı.  Sonra yardım dağıtımlarına başladık. Önce götürdüğümüz muhtelif giysileri dağıttık. Herkes hakkına razı, kaos çıkarmadan malzemeleri aldılar. Kendi aralarında elbiselerin ebatlarına göre değişim yaptılar. Ne güzel bir paylaşım, keşke bu özelliğimizi biz de koruyabilseydik. Yoksa insan yardımsever, paylaşımcı olmak için illa da çadır hayatına mı düşmesi lazım.

Çocuklara çikolata dağıtımına başladığımızda, çocuklar tek sıraya geçip çikolatalarını alıp çadırlarına koştular. Belli ki evdekilerle paylaşmak içindi bu. Bu birinci günde, yarını da planladık, zamanı iyi kullanmamız gerekiyordu.

Akşam Kilise döndük. Konakladık, sabah erken yine dağıtım için çadır kentin okulunda toplattığımız öğrencilere gittik. Çadır kentte müdürün odasına girdik. Odası derken alçak bir çadır, içinde bir masa ve dört sandalye. Müdürle tanışıp planlamayı yaptık ve bot, battaniye ve montlarımızın dağıtımına başladık. İki yüz elli öğrenci bir disiplin içinde malzemesini alıp kenara çekildi. Çocuklar gülmeyi unutmuş, üzgün ve bitap görünse de onları mutlu etmeye çalıştık.

Bir balon almak için evinden kimlik kartını alıp koşan beş yaşındaki çocuğun kendine balon kalmayacak diye hışımla koşuşunu görmek, insanın yüreğini paralayan bir durumdu. Eline aldıkları balonlarını patlayabilir diye asla elinden bırakmayan çocuklar… 

Ailelerin en büyük lüksü nedir diye sorulsa, sanırım çadırın önünde kilim üzerinde ailece çay içmek diyebilirim gördüklerimden. Çalışmak için iş bulabilen erkekler, 3,5 TL gidiş-geliş yol parası ödeyerek iş alanına gidiyor. Oradan 6 TL yevmiye alıp dönüyor evine akşam. Elinde kalan 3 TL ile üç ekmek alabiliyor. Bir tavuk alabilmek için 12 TL ödemesi gereken kişi dört gün çalışması lazım. 

Bir de çadırların arasına girip daha yakından görmek açısından 3000 ekmeği arkadaşlarımızla dağıtmaya başladık. Mihmandarlık yapan arkadaşımız önümüzden gidip, çadırları uyarıyor ve insanlar kapıya çıkıp nüfus sayısını söyleyerek gerektiği kadar ekmek alıyor. Hakkaniyetli bir duruş.

İki günde hızlıca işlerimizi bitirip döndük ülkemize. Ama dönerken her birimiz “iyi ki geldik, bu gördüklerimiz okumakla, medyadan izlemekle anlaşılacak şeyler değildi” dedik.

Bir arkadaşımız, “Bu çocuklar, kadınlar ve insanlar bu hayattan ne zaman kurtaracağını bilmiyor, ne acı tablo” dedi. 

Bir diğerimiz “Allah aşkına bizdeki hayata bakalım, bir de bunlara. Bizim attıklarımızı bunlar bulamıyor. Bizim döktüklerimize bunlar bayılıyor. Hesabımız çok ağır” dedi. 

Bir arkadaşımız “Ülkemizde açız, çıplağız, işsizlik var, ücretler az, gecekonduda yaşıyoruz… diye bağıranları buraya ziyarete getirmek gerek.” Dedi. 

Sonuç olarak böyle bir STK içinde bulunmaktan çok huzurlu olduğumu belirtmem gerek. Damlaya damlaya biriken bağışları, alıp bu muhtaç insanlara ulaştıran bir el olmak, öldüğümüzde de zayi olmayacak iyilikler olarak bu emekleri kalıcı kılmak çok bahtiyar edici bir durum. 

Bizim bu mağdurların topraklı, çamurlu çadır aralarında da olsa dolaşıp bu hayırları dağıtmamıza vesile olanlar en büyük duayı ve teşekkürü hakkediyorlar. 

Allahım sen cömert, mağduru, fakiri, yetimi, şehit ailesini gözeten kullarının günahlarını bağışla. Onlara her türlü bereketini ihsan et. Verdiklerinin 700 katını ihsan eyle. 

Amin... 

      Köşe Yazarları

Ayhan Polat
Kalemin Gölgesi

KARMA OSB hakkında, bilen az, bilmeyen çok konuşuyor - 2
İdris Durmuş


BİTCOİN
Süleyman Çelebi
Çeşni

Doyumsuzlaşan insanlık

Copyright © 1995 - 2021
       Siyaset  -   İlçeler  -   Eğitim  -   Güncel  -   Magazin  -   Spor  -   Sağlık  -   Diğer  -   Kültür Sanat  -  

Yalova Haber  -  Çiftlikköy Haber  -  Çınarcık Haber
 
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve içeriğin hakları www.ciftlikkoy.com.tr'a aittir. Haber, yazı ve fotoğraflar hiç bir şekilde kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz. Kullanılması halinde yasal işlem başlatılır!